Günümüz modern dünyasında en ufak bir başarısızlıkta, maddi kayıpta veya sağlık probleminde tükenmişlik sendromuna yakalanıyoruz. Oysa insanlık tarihi, sabrın çelikten bir zırha dönüştüğü hayat hikayelerine şahittir. Bunların en çarpıcısı, adı sabırla özdeşleşen Hz. Eyyüb’ün kıssasıdır.
Varlıktan Yokluğa Büyük İmtihan
Hz. Eyyüb, Şam bölgesinde yaşayan, çok zengin, çok sayıda evladı olan ve toplumda büyük saygı gören bir peygamberdi. Ancak ilahi bir imtihanla, çok kısa bir süre içinde tüm malını, mülkünü ve hayvanlarını kaybetti. Ardından evlatları bir depremle vefat etti. En nihayetinde ise vücudunda ağır yaralar çıkan ağır bir hastalığa yakalandı.
"Şikayet Etmeyen" Bir Kul
Hz. Eyyüb, her şeyini kaybetmesine rağmen bir gün bile Allah'a isyan etmedi, şikayette bulunmadı. Çevresindeki insanlar ondan uzaklaşırken, sadık eşi Hz. Rahme onu hiç yalnız bırakmadı. Hz. Eyyüb’ün sabrı, hastalığı kalbine ve diline (yani Allah'ı zikrettiği uzuvlarına) ulaşana kadar sürdü. Ne zaman ki ibadetini hakkıyla yapamayacak duruma geldi, o zaman aczini Allah'a arz etti: "Rabbim, bana bir dert dokundu, sen merhametlilerin en merhametlisisin."
Ayağını Vur ve Çıkan Suyla Şifalan
Bu samimi ve asil duanın ardından ilahi emir geldi: "Ayağını yere vur, işte yıkanacak ve içilecek serin bir su!" Hz. Eyyüb o sudan içti, yıkandı ve tepeden tırnağa sağlığına kavuştu. Allah ona kaybettiği mallarını ve evlatlarını fazlasıyla geri verdi. Hz. Eyyüb’ün hikayesi, karanlığın en koyu anının, aydınlığa en yakın an olduğunu bizlere kanıtlamaktadır.
Varlıktan Yokluğa Büyük İmtihan
Hz. Eyyüb, Şam bölgesinde yaşayan, çok zengin, çok sayıda evladı olan ve toplumda büyük saygı gören bir peygamberdi. Ancak ilahi bir imtihanla, çok kısa bir süre içinde tüm malını, mülkünü ve hayvanlarını kaybetti. Ardından evlatları bir depremle vefat etti. En nihayetinde ise vücudunda ağır yaralar çıkan ağır bir hastalığa yakalandı.
"Şikayet Etmeyen" Bir Kul
Hz. Eyyüb, her şeyini kaybetmesine rağmen bir gün bile Allah'a isyan etmedi, şikayette bulunmadı. Çevresindeki insanlar ondan uzaklaşırken, sadık eşi Hz. Rahme onu hiç yalnız bırakmadı. Hz. Eyyüb’ün sabrı, hastalığı kalbine ve diline (yani Allah'ı zikrettiği uzuvlarına) ulaşana kadar sürdü. Ne zaman ki ibadetini hakkıyla yapamayacak duruma geldi, o zaman aczini Allah'a arz etti: "Rabbim, bana bir dert dokundu, sen merhametlilerin en merhametlisisin."
Ayağını Vur ve Çıkan Suyla Şifalan
Bu samimi ve asil duanın ardından ilahi emir geldi: "Ayağını yere vur, işte yıkanacak ve içilecek serin bir su!" Hz. Eyyüb o sudan içti, yıkandı ve tepeden tırnağa sağlığına kavuştu. Allah ona kaybettiği mallarını ve evlatlarını fazlasıyla geri verdi. Hz. Eyyüb’ün hikayesi, karanlığın en koyu anının, aydınlığa en yakın an olduğunu bizlere kanıtlamaktadır.